(Bu yazı 25-26 Ekim 1997 tarihlerinde AFSAD’ın düzenlemiş olduğu 5.Fotograf Sempozyumuna “Bildiri” olarak sunulmuştur.) 20. yüzyılı geride bırakmaya hazırlandığımız bu günlerde Türkiye’de bir fotoğraf müzesi ancak kurulabildi. Bu müze, başlangıç düşüncesi olarak fotoğraf makinelerini kapsıyor. Peki ya fotoğraflar? Bununla ilgili bir takım bireysel çalışmaların ötesine gidilemedi bir türlü. Kim bilir belki de fotoğrafın ciddiye alınmayışının ardında bir müzenin olmayışı bile etken olabilir. Fotoğrafların kolleksiyon değeri kendi aramızda yaptığımız alışverişlerden çok fazla öteye gitmiyor. Kaç kişi açtığı kişisel ya da karma sergilerde fotoğraflarını doğru dürüst satabilmiş, özel kolleksiyonlara girebilmiştir? Yani kolleksiyon değeri olmayan fotoğraf ne devlet tarafından ne de özel kolleksiyoncular tarafından ciddiye alınmamaktadır.
devam Fotografın sanat olup olmadığı ayrımını ortaya koymadan, fotograf sanatçılığını tartışmanın pek anlamı olmayacağı kanısındayım. Fotograf, bir meslek uygulaması ve bir sanat yoludur. Aynı şey diğer sanatlar için geçerli olabileceği gibi (düz yazı, grafik gibi), geçerli olamayacağı sanat dalları da vardır (müzik, şiir, heykel gibi). Bazı sanat dallarının bir arada kullanıldığı birleşik sanatlar da vardır (sinema, tiyatro gibi). Yani fotograf tek başına bir sanat uygulaması değildir, ama fotografla sanat da yapılabilmektedir. Bu anlamda fotografı tanımlamamız gerekirse; fotograf sanatı, teknikle estetiğin bir araya gelebildiği bir uğraştır. Fotograf, akıp giden zaman içinde her şeyi aynı umarsızlıkla izleyen insanların göremediklerini gösteren ve bakmayı öğreten bir uğraştır. Fotografçı önce kendi gözünü eğitir, sonra da izleyicininkini.
devam Tiyatro fotoğrafları çekmek öncelikle sabır işidir. Okuma provalarından başlayarak izleyeceğiniz oyunun gelişimini fark edersiniz. Yönetmenin kafasında bir kurgu vardır, oyunculara bunu aktarmaya çalışır. Duyguyu vermeye çalışır. Bu, yoğun bir konsantrasyon gerektiren sancılı bir süreçtir. Oyunlar yaptıklarının beğenilmesini, yönetmense istediklerinin yapılmasını bekler. Ve artık tiyatro fotoğrafı çekiyorsanız, siz de bu oyunun bir parçası olmuşsunuzdur Işıkçı, kostümcü gibi. Onlarla beraber üzülür, yeri geldiğinde onlarla beraber ağlarsınız. İlk çektiğiniz fotoğraflar iyi çıkmamış da olabilir. Tüm bu süreci birlikte yaşadığınız insanları yalnız bırakma şansınız yoktur, daha kötüsüne razı olma şanısınız da. Daha sonraki provada ya da daha sonrakinde. Bir şekilde iyi fotoğrafı yakalayacağınız an gelecektir.
devam